Hangi Atatürk

Hangi Atatürk
“Mustafa Kemal’in gözünde, eylemin ‘meşruluğu’ demek, halkça onaylanmış olması demektir. Yoksa Kongreleri, Büyük Millet Meclisi’ni anlamak ve açıklamak mümkün olamazdı. Şu sözlerini bir de: ‘…Bir devreye yetiştik ki, onda her iş meşru olmalıdır. Millet işleri de ancak milli kararlara dayanmakla, milletin genel duygularına tercüman olmakla gerçekleşir.’ Siz Osmanlı ülkesinde, ‘milli kararlara dayanmak’, ‘meşruluğu’ bunda aramak ne demektir bilir misiniz? Padişahı ve Halifeyi silmek, hiçe saymak demektir! Mustafa Kemal, Amasya Tamimi’nden itibaren, Osmanlı meşruluğunu reddetmiş, tarihsel meşruluğu önemsemiştir. Buysa ‘ihtilal’in ta kendisidir.”
Attila İlhan

Kitabın içinden

Atatürk devrimleri yoktur, Atatürk’ün öncülüğünde yapılmış ulusal demokratik bir halk devrimi vardır. Tarihsel, toplumsal ve ekonomik açıdan baktınız mı, bu böyle. Bu devrimin toplumbilimsel açıklaması, Türkiye’nin feodal ümmet toplumundan burjuva millet toplumuna geçişidir denilebilir. Siyasal düzeyde bir açıklama denemek isterseniz, galiba söyle diyeceksiniz: Anadolu ihtilali, daha önce padişahın halifelik sıfatı dolayısıyla da Tanrı’dan aldığını söylediği iktidarı, yapısal olarak değiştirip hukuk düzeyinde halka aktarmıştır. Asıl Atatürk devrimi, ne şapka giymiş olmamızdadır; ne Latin harfleriyle yazmamızda; hani o Büyük Millet Meclisi’nin duvarında kocaman yazılı olan söz vardır ya, ondadır işte: “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Ulusundur”. İşte bu, yönetimin teokratik olmaktan çıkıp demokratik, giderek laik ve liberal olması yok mudur, Mustafa Kemal Paşa’nın öncülük ettiği devrim budur. Bunun sonucunda, liberal kapitalist, vatandaşları yasalar karşısında eşit, devletin dinden ayrıldığı, çağdaş bir demokrasiye ulaşılmak gerekiyordu ki, şimdilerde vardığımız aşamaya soğuk kanlıkla bakarsınız, eh pek gerçekleşmemiş de sayamazsınız.

(Okumaya devam et…)

Efendi / Beyaz Türklerin Büyük Sırrı

Efendi
Sizin hiç idam edilmiş akrabanız var mı?
Onların var! Hem de üç kişi!

Sizin akıl hastası akrabınız var mı? Peki intihar eden akrabanız?
Onların var! Hem de sayıları şaşırtacak kadar çok!

Sizin başbakanlık yapmış akrabanız var mı?
Onların var, hem de on yıl!

Milletvekilliği, belediye başkanlığı yapmış siyaset adamı akrabalarınız var mı?
Onların var, sayıları yirmiye yakın!

Avrupa güzeli, futbolcu, şarkıcı, yazar, diplomat akrabalarınız var mı?
Onların var!

Sizin, büyük amcası Gazi Osman Paşa için yazılan kahramanlık marşıyla, yüz yıl sonra darağacına gönderilen Dışişleri bakanı akrabanız var mı?
Onların var!

Sizin Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerine başkanlık etmiş akrabalarınız var mı?
Onların var!

Sizin Mustafa Kemal”in huzurunda evlenen akrabanız var mı ya da Osmanlı Sarayı”na damat olan akrabanız?
Onların var!

Adı, İzmir Suikastı”na karıştığı için idam edilen akrabanız var mı?
Onların var!…

Onlar yüz yıl hep göz önünde oldular. Ama bir sırlarını hep saklı tuttular…

İZMİRLİ EVLİYAZADE AİLESİ’NİN SIRRI NEYDİ?

(Okumaya devam et…)

Ey Vatan / Arkadaşlar uykulardan uyansın

Ey Vatan
“Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok”un yazarı Osman Pamukoğlu, “Ey Vatan”da Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış bir ulusun yeniden doğuşunu anlatıyor. Vatan olgusunun ulusların oluşumunda ve vatana sahip çıkmanın ulusların gelişimindeki önemini vurgulayan Pamukoğlu, Türklerin aslında barışsever bir ulus olduğunu, savaşın insanlığa yıkımdan başka bir şey getirmediğini ama ulusal varlığımızı tehdit eden bir saldırı karşısında Türklerin nasıl kahramanca vatanlarını savunacağını gösterdiğini anlatıyor. ABD’nin Irak’a haksız müdahalesi ve Türkiye’nin tutumuyla ilgili düşüncelerini de açıklayan Pamukoğlu, Irak müdahalesinin daha ilk günlerinde bu savaşın kolay kolay bitmeyeceğini ve ABD’nin ikinci bir Vietnam’la karşılaşacağını söylediğinin ve durumun bugün tam da söylediği gibi geliştiğinin altını çiziyor. Ey Vatan, 30 yılı aşkın bir süre Türk Ordusu’na hizmet vermiş ve Güneydoğu’da ateşin içinden geçmiş bir generalin, deneyimlerinden ortaya çıkan Vatan, Savaş ve Liderlik üzerine görüşlerini içeriyor.

(Okumaya devam et…)